22 Nisan 2011 Cuma

Yağmurlu bir gündü...

Yağmurlu bir gündü ve yağmuru hiç sevmezdi. Saçlarını savurarak çıktığı basamaklarda göz göze gelmişlerdi. O an, yağmurdan bir kez daha nefret etti. Rüzgar ve yağmurdan dağılmış saçlarıyla perişan bir halde göründüğünü düşündü. Aynı zamanda kalbinde çok farklı bir ritim hissetti. Esas kız, esas oğlanla karşılaşmıştı.
Kızın, tek taraflı olduğunu düşündüğü hisleri zamanla karşılık bulmaya başladı. Arkadaşlıkları çok kısa bir süre içinde ilişkiye dönüştü. İlişkinin başladığı ilk günlerde her şey o kadar kusursuzdu ki kız, mutlu bir rüyada olduğunu düşünüyor; ayakları yere basmıyor, adeta bulutlarda geziyordu. Sevdiği adamı o kadar çok seviyor ve yüceltiyordu ki O'nu yere göğe sığdıramıyordu. Adamın, çevresi tarafından da sevilen biri olması O'na daha da çok bağlanmasına sebep oluyordu. Aralarındaki yaş farkı güçlü bir kale gibi adamı koruyor, kızın bazı şeyleri görmesini engelliyordu. O da göremediklerini, olmasını istediği gibi tasavvur ediyor; bu gizli çekim gücüyle adama saygıyla boyun eğiyor, itaat ediyordu.
Aradan birkaç ay geçtiğinde ruhunun artık kendisine ait olmadığı farketti genç kadın. Zaafına yenik düşüyor; ne yaparsa yapsın O'ndan vazgeçemiyor, adama gittikçe daha fazla bağlanıyordu. Bu tavırları yüzünden artık kendisini tanıyamadığını farketti. Güçlü karakterinden eser kalmamıştı; eli kolu bağlı bir esirden daha düşkün hissediyordu kendisini. Fakat bundan şikayet edemeyecek kadar da seviyordu adamı. Aklı, kalbine yenik düşmüştü. Aylardır arkadaşlarıyla görüşmüyor, çevresindeki insanlardan bir bir kopuyordu. O sevimli, tatlı dilli, konuşkan kız gitmiş; yerine bir buz kütlesi gelmişti. O kütleyi de eritebilen tek bir nefes vardı.
Dışarıdan her şey çok farklı gözüküyordu. Muhteşem bir adamla birlikte olan genç kadının değişen tavır ve davranışlarına kimse anlam veremiyordu. Kimse, adamın dengesiz ruhunu bilmiyor, en ufak bir gerginlikte herkes genç kadını suçlu buluyordu. Adamın ilişkiye olan ilgisizliği, genç kadını umursamayan davranışları, özel olmayan duyguları, kırıcı ve sert tutumu kimsenin bilmediği durumlardı. Hiçbir zaman da öğrenemedi kimse bunları. Kendi sahnesinde iyi oynamayı her zaman başardı adam.
Yağmurla gelen sevgili yine yağmurla çıkıp gitti hayatından. İçindeki derin yaraları sarabilmek umuduyla...

2 yorum:

  1. Artık masallarda bile mutlu olmuyor esas kızla esas oğlan. Olsada kimse inanmaz artık buna. Çocukluğumuzda kaldı o umut dolu hayaller.
    Biraz şans varsa gelir mutluluk yoksa da faydası yok zaten hiç bir şeyin.

    Güzel bir hikayeydi.
    Teşekkürler, emeğine sağlık.

    YanıtlaSil